Her insan doğduğunda doğduğu yerin ve mensup olduğu halkın içinde bulunduğu durumla eş değer bir gelişim gösteriyor. Tabi Kürt halkı için yaşamın adının ‘’ÖLÜM’’ olduğu gerçeğini unutmadan , hep yalan yanlış bir tarihle yaşamaya inandırılmışlık üzerinde her türlü soykırımların denendiği, kendi kimliğimizin, gerçeğimizin dışında bir yaşam mücadelesi içinde yaşamaya, aslında yaşamamaya mahkum bırakılmış yaşam biçimini bizler de kapitalist modernite sisteminin ördüğü ağlar içinde sürüklenerek yaşamaya çalışıyorduk.
Sadece özgürce yazılmış bir masalı çocuklara anlatmayı istemek, bunun için yola çıkmak ve bu yolda masalın kahramanı olmak... Sonrasında yalnızca çocukların değil, tüm insanların kahramanı olmak. İşte bizim anlatacağımız masalın kahramanı biraz böyle. Çünkü Kürt çocukları hayali masal kahramanlarıyla büyümediler. Onların masallarında uykuya götüren yalanlar değil, hep gerçeğe yol aldıran uyanışlar var oldu. Onlar hep kendi masallarının kahramanları oldular…
Her gün yeni bir şahadet haberi geliyor. Bir gün içinde belki birçok şahadet yaşanıyor. Öyle ki şahadetin yaşanmadığı yılın hiçbir günü bulunmuyor. 30 yılı aşan Özgürlük ve Demokrasi Mücadelemizin tarihi böylece bir yönüyle şahadetleriyle bütünleşmeyi anlatmış oluyor. 70 yaşındaki insanından üç yaşına varana, daha anne rahmindeyken yaşama gözlerini açmaya dahi fırsat bulamayana kadar, on binlerce insanını kaybetmiş olan bu halk belki de dünyanın en acılı halkı haline gelmiş bulunuyor.
Bilinmezliklerin ve güzelliklerin diyarı katolarda bir farklıdır yaşam. Her kayasında bir arkadaşın hatırası, anısı ve kendisiyle beraber yaratacağı yenidünyası bulunurken, bizleri karşılamanın sevincini yatağından taşarak dereler haykırmak istiyor gibiydiler. Karların erimesiyle dahada gürleşen sular, buz gibi akarken, yanı başımızda akan derenin saflığı alıp uzaklara götürüyor.
Bir yoldaşın arkasından bizde kolay kolay ağlanmaz. Ağlama bir nevi zayıflığa işarettir denir. “Hevallar Ağlamaz” sözü bizde içselleşmiştir. Yerleşmiştir. Bir parçamız olmuştur. Hele hele bu yoldaş, Erdal yoldaşlara verilen sözler için Gabar’a Botan’a gidilerek şahadet mertebesine ulaşmışsa orada birçok şey bize ait olmuştur.
ROJBİN HEREKOL-CELİLA SABRİ YOLDAŞIN ANISINA
HPG Anakarargah Komutanlığı Şehit Rojbin Herekol yoldaşa ilişkin:
“1982 yılında Güneybatı Kürdistan’ın Dırbesiye ilçesinde doğan Rojbin yoldaş, Özgürlük mücadelesine katılımları olan yurtsever bir aileden gelmektedir. Önder APO’nun 1999 yılında esaret altına alınmasından sonra her Kürt genci gibi O da Önderliğimiz şahsında Kürt halkına ve mücadelemize karşı yapılan bu komplo ve saldırıları boşa çıkarmak için gerilla saflarına katılmaya karar verir.
Faik Suruç. Jehat Binici Yoldaşına Anısına
O, sevdasına ulaşabilmenin ateşiyle tutuşurken, hayalleri gerçek olmuş ve aldığı güçlü eğitimle bu sahaya ulaşmıştı. Dersim'e, Munzur'a sevdalı yüreklerden birisiydi. Geride bıraktığı arkadaşlarının da özlemlerini yükleyip yüreğini, selâmlarını doldurup çantasına gelmişti. Dersim'e hepsinin özlemiyle, hayaliyle yürüdü Dersim patikalarında türkü söyleyerek. Pusulara girdi gecenin orta yerinde çatışmalar yaşadı günlere yayılan.
Göllerin, Dağların, Ovaların, Vadilerin Çocuklarının Öyküsü bu… Yıllar, yollar, dağlar, ovalar, vadiler ve göllerin çocuklarının hikâyesidir bu. Bu halkın en yiğit, en kahraman, en cengâver, en güzel çocuklarının hikâyesidir. Özlemi, sesi, soluğu, nefesidirler halkının. Dedelerinin, atarının isyan günlerinin asi topraklarının nazlı çelikleri olarak doğdular.
Yaşanılan çoğu yılar geçmişin bağrına saplanmış bir hançer gibiydi ve sanki dönüşü olamayan bir yolculuğa yol almıştı. Zaman ne kadar erken gelirse gelsin, gelecek içinde geçmişimizde o kadar bizden uzak olmamıştı. Ama onlar sadece anıların tazeliği ile bizi içine almış gönüllerimizin üstünden geçmişti bu yüzden izleri, silinmezdi. Geçmişin ve geleceğin bircik köprüsü de bize düşün o yılların anıları olmuştur. İşte onlar bize doğruyu yanlışı ayırt ettiğimiz yaşamımızın birer fotoğrafıdırlar.








