Biz tüm insanların eşit ve özgür yaşamasını istiyoruz. Biz, dil, din, ırk, cins, mezhep ayrımı olmasın istiyoruz. Biz, Türk, Kürt, Arap, Çerkez, Ermeni tüm halkların ortak yaşamasını istiyoruz. Biz kadının da bir insan olarak kabul edildiği bir dünya istiyoruz. Bunları anlatırken sana sessiz, sakin ve merakla dinliyordun.
14 Ocak, tarih seni lanet ve nefretle anıyor 2012’den Qamışlo’dan beri ve böyle anmaya devam edecek.
Zaman coşkun bir nehir gibi akmaya devam ediyor. Engel tanımıyor insanlık savaşıyor barikatlarında onurun, şeref ve özgürlüğün, çiçekler her bahar açmaya devam ediyor ama 2011 baharında bıraktıkları koku yok artık. Tabii değişime inanmak gerekir, her şey ve herkes gibi doğa da, gelişiyor yada geriliyor ama değişiyor. İnsanlar da doğa gibidir.
“Sıcakkanlı, çalışmalarda, pratikte beraber kaldığımız o sıcakkanlı arkadaşları anarak selamlarımı Dersim alanında yer alan arkadaşlara gönderiyor ve Önder APO çizgisinde, özgürlük çizgisinde şehit düşen arkadaşların huzurunda saygıyla eğiliyorum.”
Bu sözler Sason arkadaşla Dersim’de birlikte kalan bir gerillanın sözleridir.
Tarih 30 Aralık 2011, Rabat silah sesleriyle çılgına dönmüş. Bembeyaz örtüye bürünmüş bu asi vadide üç gündür aralıksız silah sesleri yükseliyor. Silah sesleri Rabat’ın yalçın kayalıklarında yankılanıp dipsiz uçurumlarında kayboluyor!
Rabat silah seslerini yutmaya alışıktır, tıpkı yılların ağır acılarını yutmaya alışık olduğu gibi! 38 katliamında onlarca kadının çığlığını yutan Rabat uçurumları, şimdi de yedi yiğidin direniş çığlığını yutuyor!
BOTAN EFSANESİ KOMUTAN ADİL YOLDAŞ
Seni yazamadım bugüne kadar gözlerim ne kadar seni arasa da, yüreğim ne kadar özleminle tutuşsa da…
Evet, Adil yoldaş, ismini anımsayınca siman anılarıma düşünce, inceden bir sızı kuşatır ruhumu… Halkımın cesur yüreği, Botan dağlarının yiğit komutanı…
Ayrı mekânlardan gelmiş olmalarına rağmen aynı zorluklara göğüs germiş ve zulme karşı isyan ederek buluşmuşlardı. Yani yaşamın özgürlüğe akan ırmakları onları buluşturmuştu. Artık inanarak yaşıyorlar ve destek oluyorlardı birbirlerine, her ne kadar ayrı ayrı yerlere gitseler de birbirlerinden kopsalar da onlar birbirlerini unutmuyorlardı.
Tekoşer yoldaşa Kürtlerin ikinci Mani’si diyor mücadele arkadaşları. Bilindiği gibi Mani, Zerdüşt peygamberin insan, doğa ve canlı sevgisini, kadın erkek eşitliğini, insan iradesine olan bağlılığını, İsa peygamberin insan sevgisiyle birleştirmiş, insanların savaşmadan barışarak bir arada yaşamalarını, doğayla bütünleşerek, hayvanları, bitkileri, taşları bile incitmeden yaşayabileceklerini söylemiştir. Bunu bir din, bir inanç haline getirmiş bir filozoftur. Bir özgür yaşam filozofudur.
Mücadele arkadaşlarından Kurtay Faraşin Engin Sincer’i ölüm yıl dönümünde anlatırken, Avrupa’dan dağa bağlılığı, sevdalılığından ötürü kendini dayatarak geri özgürlük dağlarına döndüğünü, o yüzden arkadaşları arasında bu dağlar Erdalsız olmaz denmeye başladığını belirtti.
Zamanın devinen çarklarında geçmiş ve gelecek arasında gider gelir benliğimiz. Anıların iz düşümünde dolar her bahar yüreğimiz. Belki de zamansız gidişlere, terk edişleredir sitemimiz. Kâh hüzünlenen, kâh burkulan… Anıları buruk bir sevinç yaratan…
Yeryüzünde ilk olarak, düşünebilen canlı varlık adına, insan bir tarih yazdı. Önce adını bereket, kutsallık ve doğal yaşam koydu. Sonra yazılan tarihin adı değişerek; bereketin yerine tüketim, kutsallığın yerine lanetlilik ve doğal yaşamın yerine de yapay yaşam adını koydu. Zaman ilerledikçe tarihe yeni şeyler eklendi.








