Yer suskun, gök eli koynunda ya dağlardan ne haber ola? Dağlarda boynunu bükmüş Agîrbaz mı der. Bakarda Agîrbaz’ın yürüyüşüne lal olurlar, sağırlığa vururlar kendilerini. Yer, gök dayanır mı? Ki dağlar için için kahrolmaz mı? Ki dövünmez mi delicesine? Zamana verip de vicdanını un gibi elemez mi yokluğunun acısıyla.
Ardıç yaprakları yemyeşil, kayalıklarda boy atmış, boy dediysem, insan boyunu geçmez. Etrafı beyaz kar bürümüş ardıç, yalnız yapayalnız ama yaprakları yeşil. Yemyeşil yapraklı. Kim bilir kökleri kaç koldan ve kaç kaya yarığından toprağı, belki de dünyayı sarmış, biliyorum, güzel ardıç. Biliyorum. En az asırlıktır ömrün.
Şehit Kadir Usta; Antakyalı. Bir Arap Alevisi. Bir PKK militanı. Tüm PKK militanlarının yoldaşı; benim ve Dr. Rubar’ınsa can yoldaşı. Yok yoldaş-can yoldaş diye bir ayrım yapmak istemiyorum, ama biz çok şey paylaştık. Biraz fark koysak yoldaşlarım alınmaz, biliyorum. Bilirdi benim bu türküyü çok sevdiğimi, ne zaman beni biraz yüzüm asık görse, hemen bu türküyü gözlerime bakarak, gözünün içi gülerek söylerdi.
Geçen sene bugün PKK militanlığının en seçkin örneklerinden olan Zerdeşt Dersimi yani Ali Gezer yoldaşımızı bir eylemde kaybetmiştik. Yine 9 yıl önce yani 2003 yılının 17’isini 18’ine bağlayan ağustos’unda PKK militanlığının çok ileri düzeyinde başka bir seçkin örneği olan Erdal yani Engin Sincer yoldaşı bir kaza sonucu kaybetmiştik.
Andok ve Eriş yoldaşların anısına…
İki yiğit evladın daha olması onurunu yaşıyor Kürt Halkı, Onurlu olmanın zor olduğu bu dünyada yine onur tacını takmış gururla başı dik Kürt analarının, onların ak sütüne layık evlatlar olmanız Kürt halkının başını göğe erdirecek kadar ölümsüzleştiniz kutsal toprağınız Mezopotamya ve halkınızın gönlünde...
Ölüm bir kez daha gösterdi zamansız yüzünü ve beklemediğimiz bir anda çaldı yüreğimizin kapısını. Zamansız diyorum, çünkü her zamansız gelen misafire kapı açılır. Ve nasıl olursa olsun konuk edilir. Böylesi bir durumda kapıyı açan için tek yaptığı şey şaşırmak oluyor. Kapıyı çalan için ise karşısında neyi bulacağını bilmez ama kapı açılınca da içeri alınmaması mümkün değildir. Çünkü o artık bir tanrı misafiridir. Kim olursa olsun nerden gelmişse gelsin!..
Başkan Apo ile yoldaş olmak, devrime yönelik ciddi bir saldırının olgunlaştığını erkenden öngörebilmek, onun yönünü tespit ederek kendini siper etmeyi başarmak demektir. İşte Zilan yoldaş, henüz bir buçuk yıllık devrimcilik yaşamına rağmen içerisinde bulunduğu ortamın zorluklarına, günlük yaşamın meşgul edici ayrıntılarına takılmadan, onlar içerisinde boğulmadan Özgürlük hareketinin karşı karşıya olduğu tehlikeleri görmeyi başarmış, '96 yılı içerisinde gelişen operasyonların bilincine varmış ve bunun karşısında PKK militanının geliştirmesi gereken eylem tarzının nasıl olması gerektiğini tespit etmiştir.
Şehitleri yazmanın zor olduğunu söyleriz, ya da nereden, nasıl başlayacağımızı bilmeyiz. Biz onlarla fiziki yaşamaya alışığız. Bu yüzden kolay kolay alışamayız fiziki ayrılıklara. Bundandır onları anlatırken zorlanmamız. Şehitleri yüreğimize gömdüğümüz zaman onları daha iyi anlatacak, onlara şiir yazma gücümüz artacaktır.
2009 yılının Mayıs ayıydı, kalabalık bir çemberin ortasında ellerine kasatura bıçaklar almış, yeleklerini Amed kırıklarının arkalarına astıkları ceketleri gibi arkalarına atmış, Amed şivesiyle tekerlemeler söyleyen ve bir yandan da çalan müzikle oynayan iki genç gerilla ile tanıştım. Herkes söylenen tekerlemelere ağız dolusu gülüyor ve gerillanın birleşen ağız dolusu gülüşleri büyük kahkahalara dönüşüp dağlarda yankılanıyordu.
Adım Rezzan Andok, 1986 Diyarbakır Silvan doğumluyum. Aslen Batman’ın Kozluk ilçesi Beştarak(Golaye) köyündenim. Devlet baskısı ve ekonomik sebeplerden kaynaklı aile Diyarbakır’ın Silvan ilçesine göçtüğünden dolayı orada doğup büyüdüm. Ailem yurtseverdir. Özellikle çalışmaların yoğun olduğu ve bu çalışmaların ciddi bir biçimde çevrede de etkisini gösterdiği bir dönemde yurtseverliğini korumuş, düşman karşısında duruş sahibi olmuş bir geleneğe sahiptir.








