Tarihin ve yoldaşlarının her zaman büyük bir gururla, saygıyla anacağı değerli yoldaşımız Doğa, Riha’nın Pirsûs ilçesinde dünyaya geldi.

Önderliğimizin, kutsalın ve lanetin şehri olarak tanımladığı bu şehrin tüm kutsallığına bürünerek, tüm lanetlere karşı her zaman asi ve mücadeleci bir duruş sergiledi. Yurtsever ve emekçi bir ailede büyüyen yoldaşımız, ülkesine ve toprağına bağlılığı ilke edindi. Daha küçük yaşlarda iken sisteme dönük çelişkileri gelişti ve arayış içerisine girdi. Özünden hiçbir şey kaybetmeden 12 yıl sistem okullarında okuyan Doğa yoldaşımız, sisteme ve sistemin özel savaş oyunlarına kanmadı. Sistemde yaşanan kadın gerçekliğine şahit oldukça bu sisteme ait olmadığını derinden hissetti. Bunun için mutlaka bir çözüm bulması gerektiği bilincine vardı. Özellikle Önderliğimizin “anlamın ve hissin yaratığı insan en güçlü insandır’’ sözüyle erkenden tanışarak, bu sözden çok etkilendi. Bu söz, Doğa yoldaşımızda büyük bir iz bırakırken hisleri ve düşünceleri kendisini özgürlük arayışlarına yöneltti. Çocukluğundan itibaren kendisinde çok derin bir şekilde yarattığı vicdan duygusu, yeni bir kararlaşma aşamasına gelmesine neden oldu. Verdiği bu karar, onun sözü, pratiği ve amansız mücadelesini içeriyordu. 2014 yılında dünyaya nam salan tarihi Kobanê Direnişi sürecinde Riha’ya göç etmek zorunda kalan halkımızı gördüğünde derinden etkilendi. Adı ne olursa olsun, karşıdaki kim olursa olsun halkımızı bu duruma getiren düşmandan intikam alacağı sözünü verdi. Dünyanın korkulu rüyası haline gelen DAİŞ çetelerine karşı büyük bir irade ve cesaretle savaşma kararı alan yoldaşımız, bu temelde 2014 yılının sonbaharında özgürlük mücadelesine katıldı. 

Aldığı eğitimlerden sonra DAİŞ çetelerine karşı mücadelenin fedailik çizgisinde sürdüğü alanlara geçerek halkımızın intikamını almak istedi. Bu süreçte cesareti ve fedakarlığı ile öne çıkan Doğa yoldaşımız, yaşanan bir çatışmada ağır bir şekilde yaralandı. Tedavi gördüğü süreçte daha derinlikli yoğunlaşma imkanı bulan yoldaşımız, duygusal olan katılımını çözümleyerek kişiliğinde daha bilinçli ve ideolojik bir duruş geliştirdi. Öz yönetim sürecinde, Cizîr bodrumlarında bedenleri hunharca ateşe verilen cesur yüreklere, Taybet ananın cansız bedeninin günlerce sokağın ortasında kalmasına şahitlik ederken büyük intikam sözü verdi. Doğa yoldaşımız, bu dünyada nefes aldığı son ana kadar ezilenlerin özgürlük çığlığı ve katledilenlerin intikam yemini olmayı ilke edindi. Düşmana karşı öfkesini tüm benliğini özgürlüğe adayarak yaşatan yoldaşımız, özellikle özgürlüğün kolay olmadığını, bunun için kendini yeniden yaratırcasına büyük bir mücadele gerektirdiğinin bilincine ulaştı. Bu nedenle yıllarca süren tedavi sürecinde militanlık duruşundan taviz vermeyerek umudunu, kararlılığını ve bağlılığını güçlendirerek saflara geri döneceği anı bekledi. Bu inançla özlemini duyduğu özgürlük dağlarına bir sonbahar mevsiminde ulaşan yoldaşımız, sonbaharları her zaman değişim ve yeniliklerin mevsimi olarak ifade etti.

Doğayı, dağları ve yaşamı tutku düzeyinde seven Doğa yoldaşımız, Pirsûs gibi düzlük bir arazide büyümesine ve dağda yeni olmasına rağmen kısa bir zamanda dağlarla bütünleşti. Bunun için “Dağlar, kendisini sevenleri çabuk yüreğine alır ve onları doğa ana gibi sarar. Sevmeyenleri ise içinde barındırmaz ve sarmaz” belirlemesinde bulundu. Kadın ve dağ kavramlarının birleştiği yerde anlam bulmak, kendi anlamını yaratmak isteyen Doğa yoldaşımız, kadın özgürlük çizgisinde büyük bir iddia ile yol aldı. Doğa yoldaşımız, dağların dili ve yüreği ile anlama kavuştukça tanrıça kültürünün özüne dönerek, en zor koşularda kendini var etmeyi bildi. Bu nedenle dağların asiliğini ve güçlü karakterini aldı. Zorluklardan bir an olsun kaçmayarak her zaman en zor mücadele alanlarına gitmeyi önerdi. Çünkü daha yeni bir savaşçıyken zorlukların kişiyi yüceleştirdiğini öğrendi. Büyük amaçlara ulaşmanın büyük zorluklardan geçtiğini çok iyi bilen yoldaşımız, bu nedenle en zor zamanların yoldaşı oldu. Fedai eylem yapan yoldaşlarımızın kararlı duruşlarından etkilenen Doğa yoldaşımız, eylemleriyle halkımızın varlık mücadelesine ivme kazandıran bu fedailerin zafere yürüyüşlerine yoldaş olmak için müthiş bir emek verdi.

Doğa yoldaşımız, doğal, sade, fedakâr ve hesapsız katılımı ile tanıdığı, gördüğü her bir arkadaşta derin bir iz bıraktı. Fedailiğin diğer bir anlamı, her koşulda fedakârlık ise, Doğa yoldaşımız bunun adı oldu. Aktif katılımı ile kısa sürede birçok önemli çalışmada yer alan yoldaşımız, yürüttüğü çalışma ne olursa olsun fark etmeksizin büyük bir ciddiyetle yaklaştı. Zeki ve girişken özellikleri ile çalışmalara rengini kattı. Nerede ihtiyaç varsa orada bulunmayı, her çalışmada tamamlayıcı, aktif ve başarılı olmayı militanlık görevi bildi. Halkımızın içerisinde bulunduğu tarihi süreci derinden anlamak, gerekliliklerine göre her koşulda devrimciliği yaşamak istedi. Bulunduğu yerde ve çalışmada her zaman güven veren yoldaşımız, pratiği ile yoldaşlarının güvenini boşa çıkarmadı. Askeri anlamda derinleşmek için büyük bir çaba veren yoldaşımız, yeni dönem profesyonel gerilla savaş tarzına yoğunlaşarak teknik ve taktik anlamda kendini geliştirdi. Doğa yoldaşımız, bu yoğunlaşmasını ve bilincini, silah atışlarında söylediği, “odağa değmeyen her bir mermim, sanki yüreğime değiyor” sözü ile çok derin bir şekilde dile getirdi. Askeri yetkinliğin yanında ideolojik derinlik sağlayarak, bu derinliğin Önderliği anlama çabasından taviz vermeden mümkün olabileceği gerçeği ile çoğu zaman Önderliğe bağlılığını vurguladı. Her zaman Önderliği okuyan Doğa yoldaşımız, ona olan özlemi, yazdığı bir yazıda; “katılımım ve düşüncelerimle her anımı Önderlikle yaşamak istiyorum” diyerek yaşamsallaştırdı. Doğa arkadaşın gözlerinde taşıdığı ışık, insanın yüreğine işleyerek yaşama olan sevgisini hissettirdi. Çoğu zaman gözlerindeki bu güzellik ifade edildiğinde, “Önderliği görmeyen güzel gözlerin olur mu bir anlamı? Yarım kalmaz mı güzellikler? Göz dediğin Önderliği gördüğünde anlama kavuşur. İşte o zaman güzelliğinden geçilmez” diyerek Önderliği anlama derinliğini dile getirdi. Ve yine ‘‘Söz veriyorum Önderliğim, bu gözler sizi görene dek ay ışığındaki aydınlığınızla beslenecek’’ sözünü ilke edinerek yaşadı. Kendini beslediği bu kaynak, Doğa yoldaşımızın moralini, coşkusunu ve yaşam heyecanını zirveye taşıdı.

Doğa yoldaşımız birçok çalışma ve hazırlıklarda büyük emek sahibi olarak, emeğe verdiği saygıyı, emeğin özgürlük olduğunu yaşayarak kanıtladı. Bu özelliği, kendisine karşı büyük bir saygı ve sevgiyi daha derin kıldı. Durmadan, yorulmadan ve benliğinde hissettiği bu yaşamda hep bir adım önde olarak devrimci görevlerine sahip çıktı. Doğa yoldaşımız, şehadeti ile tüm yoldaşlarını derinden üzmüşse de, emekle yoğrulan yaşamı her bir yoldaşında koca bir intikam hırsı, mücadele azmi ve başarıya ulaşma kararlılığı yarattı. Doğa yoldaşımız şehitlere bağlılığını dile getirdiği bir şiirinde, “Birazcık sen olmak istedim” diyor. Şimdi de mücadele yoldaşları olarak bizler, “Birazcık sen olmak için, yarım kalan hayallerini ve mücadeleni başarıyla taçlandırmak için yaşayacağız” diyoruz. Önderliğine, halkına, yoldaşlarına ve toprağına bağlılığın, özgürlüğe adanmışlığın ifadesi olan, özgür kadın felsefesinde kendi anlamını yaratan Doğa yoldaşımız şahsında tüm devrim şehitlerimizi büyük bir saygı ve minnetle anıyor mutlak başarı sözümüzü yeniliyoruz.

6 Nisan 2025

HPG Basın İrtibat Merkezi

 

 

 

 

 

© 2026 Şehîdên Me