Ulusal Kurtuluşun en soylu amaçlarına ulaşılmaya çalışıldığı günlerde yeni bir Newroz kutlanıyor. 1985 Newroz'u,
bağımsızlık ve özgürlük savaşımının en önemli anlarından birinde karşılanıyor.
Mazlum ve Mahsum, iki büyük şehidimiz. Biri bir halkın beyni ve yüreği, diğeri karanlık bir ortamda özgürlük ateşini yakarak, Çağdaş Kawa olmasını bilmiştir. Her iki şehidimiz üzerinde ciltler dolusu yazmak gerekir; yoksa Onların yaşamını ve mücadelesini anlamak mümkün değildir.
Anadolu ve Kürdistan'da gelişen devrimci mücadelenin en aktif zamanlarının tanığı olmak, hiç de azımsanmayacak bir şey.
Gülistan, artık buluşmuştu toprağıyla. Bir daha kimse ayıramayacaktı onu ülkesinden. Yaşam, aşk, özgürlük bu topraklardaydı. Yıllarca ülkesiyle ve gerillayla buluşmanın özlemini çekmişti. Bu topraklarda Önderliği ile buluşmanın hayalini kurmuştu.
Güneşin dağlar ardına kaybolup gittiği bir gece karanlığında, aldım acı haberi. Haberi veren sözcükler, birer şimşek gibi beynime çakmış, binlerce zehirli ok yüreğime saplanmıştı. Böyle bir gidişi hangi yürek, hangi beyin kabul edebilir ki?
Orta halli, yurtsever bir işçi ailesinin çocuğu olan İsmet ÖZKAN, öğrencilik yıllarından itibaren kahvehane, lokanta çıraklığı vb. ara işleri yaparak kendi okul masraflarını karşılamaya ve ailesine bu yönlü katkıda bulunmaya çalışmıştır.
Mehmet heval Maraş`ın Narlı ilçesinde, orta halli bir ailenin üçüncü çocuğu olarak yaşama gözlerini açar. Alevi kökenli bir aileden gelmesi onu yaşından erken gerçeklerle tanıştırır.
Sömürgeci TC devleti Kürdistandaki bütün yaşam koşullarını ortadan kaldırıp halkımızı sömürgeci metropollere göçe zorlamıştır. Kürdistanı yakıp- yıkmanın, talan ve sömürünün yanında insansızlaştırma, onu sahipsiz bırakmada sömürgeci politika olarak günümüze uygulana gelmiştir.





