Soykırımcı Türk devleti 1990’lı yıllarda katliamlar yaparak, binlerce köyü yakıp ve koruculuk sistemini geliştirerek bugün Maxmur’da yaşayan halkımızı teslim almaya çalışmıştır.

Fakat Maxmur halkımız öz yurtlarından göç etme pahasına da olsa düşmanın dayattığı bu onursuz politikalara teslim olmamıştır. Kadim Botan coğrafyasının insanlığın ilk dönemlerine kadar uzanan kültürlerini korumuş ve günümüze kadar ulaştırmayı başarmıştır. Maxmur halkımız uzun yıllar her türlü zorluğa direnmiş ve bugün sahip oldukları onurlu yaşamı kurmayı başarmışlardır. Kuşkusuz bu yaşam kolay oluşturulmamış, yüzlerce şehidin emeği ve fedakarlığı sayesinde oluşmuştur. Maxmur halkımız da bu bilinçle yine her türlü baskı, işkence ve saldırıya rağmen onurlu direnişinden ödün vermeden Kurdistan Özgürlük Mücadelesini sahiplenmeye devam etmektedir.

Mardîn yoldaşımız böylesine yurtsever ve direngen bir halkın çocuğu olarak yoktan var edilen bir yaşam alanı olan Maxmur’da, yurtsever Goyî aşiretine mensup bir ailede doğmuştur. Yakın akrabalarından katılımların ve şehitlerin olması, ailesinin de mücadelede yer alması nedeniyle Mardîn yoldaşımız partimiz PKK’yi daha küçük yaşlarında tanımaya başlamıştır. Gençlik dönemlerinde ülkemiz Kurdistan’da yaşanan savaş sürecine karşı kayıtsız kalmayan Mardîn yoldaşımız özellikle Kobanê Direnişi’nden ve Özyönetim Direnişi sürecinden derinden etkilenmiştir. Kobanê Direnişi’nin sembol isimlerinden olan Zehra Penaber yoldaşın yeğeni olan Mardîn yoldaşımız, Zehra yoldaşın şehadetinden sonra düşmana olan öfkesini gerilla saflarına katılma kararı alarak göstermiştir. Maxmur halkımızın yaşadığı trajik günlerin hikayeleri ve anıları ile büyüyen Mardîn yoldaşımız yaşanan bu acıların sorumlusunun soykırımcı Türk devleti olduğunun bilinciyle 2016 yılında gerilla saflarına katılmıştır.

Mardîn yoldaşımız gerilla saflarına katıldıktan sonra Özyönetim Direnişi’nde Cizîr ve Şirnex’de şehadete ulaşan Mardîn ve Zindan kardeşlerin şehadetleri nedeniyle Mardîn adını almıştır. Böylelikle hem gerillaya katılım gerekçesi yapmış, hem de gerilla saflarına katıldıktan sonra aldığı isimle şehitlere olan bağlılığını ifade etmiştir. Tüm devrim yürüyüşünü bu esas üzerine kuran Mardîn yoldaşımızın katılımı da fedaice olmuştur. Gerilla saflarına katıldıktan sonra Mardîn yoldaşımızın dikkatini ilk olarak kadın yoldaşların yaşama katılma biçimi çekmiştir. Toplumda kadına biçilen belli başlı çalışmaların dışında gerilla saflarında kadınların tüm işlerini yapabilmeleri karşısında ilk başta şaşırsa da daha sonra kadının gücünün her çalışmaya yetebileceğini anlamış ve bunu bilince çıkarmıştır. Yine gerilla yaşamındaki yoldaşlık ilişkileri de Mardîn yoldaşımızı etkilemiş ve onu gerillacılığa bağlayan en temel hususların başında gelmiştir. Kendisi de iyi bir yoldaş olabilmek için var gücüyle çabalamış ve bu çabalarının sonucunu almıştır. Mardîn yoldaşımızın gerillaya katılımı daha çok duygusal temelli olsa da daha sonra aldığı eğitimlerle katılımının bilinç düzeyini daha fazla geliştirmiştir. Bundan dolayı yer aldığı her çalışmada başarılı olmuş ve tüm yoldaşlarının örnek aldığı bir militan olmuştur. Özellikle Önderliğimizin Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nde derinleşmiş ve sistemin kadına biçtiği rolü birçok açıdan çözümleyerek bilince çıkarmıştır. Böylece özgür bir PAJK gerillası olabilmek için ilk ve doğru adımı atan Mardîn yoldaşımız, yoğunlaşmalarını sürekli kılmış ve her an kişiliğinde önemli değişimler yaratmıştır.

Gerilla saflarına katıldıktan bir süre sonra Komalên Ciwan çalışmalarında yer alan Mardîn yoldaşımız, yaptığı çalışmalarla birçok gencin bilinçlenip özgürlük saflarına katılmasına vesile olmuştur. Etkileyici tarzı ile Apocu kadın militanlığının iyi bir örneği olmayı başarmış ve bu şekilde birçok yoldaşında derin izler bırakmıştır. Fakat düşmanın halkımıza ve Önderliğimize karşı geliştirdiği yoğun baskı ve işkencelere cevap olmak için HPG’ye geçen Mardîn yoldaşımız, kendisini askeri anlamda kısa sürede eğitmiş ve yetkinleştirmiştir. Aldığı eğitimlerle yılların gerillacılık tecrübesini edinmeyi başarmış, yeni dönem gerillacılığının taktik ve tarzında kendisini derinleştirmiştir. Askeri birçok tekniği kullanabilme yeteneği olan Mardîn yoldaşımız her zaman düşman ile savaşabileceği alanlara gitmek istemiştir. Bu temelde 2020 yılında Metîna alanına geçen Mardîn yoldaşımız bu alanda birçok çalışmada yer almış ve aldığı askeri eğitimleri pratikleştirme fırsatı bulmuştur. Düşmanın 2021 yılında Metîna’ya yönelik başlattığı işgal saldırılarına karşı geliştirilen birçok eylemde yer alarak düşmana ilk kurşununu sıkmıştır. Başta Maxmur halkı olmak üzere düşmanın halkımıza yönelik geliştirdiği katliam ve soykırım girişimlerine karşılık ilk kurşunun anlamının bilincinde olan Mardin yoldaşımız, daha sonra birçok eyleme katılmış ve askeri tecrübesini geliştirmiştir.

Düşmanın Girê Hakkarî Direniş Alanı’na yönelik başlattığı saldırılarda da düşmanı ilk karşılayan timlerin içerisinde bulunan Mardîn yoldaşımızın düşmana vurulan ilk darbelerdeki rolü belirleyici olmuştur. Büyük bir cesaretle düşmanın üzerine giden Mardîn yoldaşımız soykırımcı düşmandan yılların intikamını almasını başarmıştır. Girê Hakkarî Direniş Alanı’nda yaşanan görkemli direniş karşısında çaresiz kalan işgalci ordu yine insanlık dışı vahşi geleneğine sarılarak yoldaşlarımıza karşı yasaklanmış bombalar ve kimyasal silah kullanmış ve böylece yoldaşlarımızın direnişlerini kırabileceğini hesaplamıştır. Fakat Apocu direniş tarzını her hücresine kadar yaşayan Mardîn yoldaşımız ve beraberindeki yoldaşlar bu direniş geleneğinden geri adım atmayarak kahramanca şehadete yürümüştür. Berîtan, Zilan, Sema ve Zehra Penaberlerin sadık bir takipçisi olarak özgür yaşam dışında herhangi bir yaşam seçeneğini kabul etmeyen Mardîn yoldaşımız direnişiyle bu öncü yoldaşlarına layık olmuştur.

17 Eylül 2022

HPG Basın İrtibat Merkezi

 

 

 

 

 

© 2026 Şehîdên Me