Bêrîtan, Zağrosların eteklerinde doğup büyümüş, Altın Hilal’ın bin yılların öncesinden gelen neolitik insan özelliklerinin tümünü özünde taşımayı başarmış, kadın güzelliği ile isyancılığını yaratıcı bir temelde birleştirerek yaşamsal kılmayı başarmış genç bir Kürt gerillasıydı.
Çok sonradan farkına varsa da, doğup büyüdüğü köy kültürünün köklerinde Mezopotamya’nın o ihtişamlı tanrıça kültürü yatmaktaydı.
Zaman senin baktığın sular gibi akarken, seninle yaşadığımız anılar derin dalmaların gibi birikir yüreğimde. Ve yaşadığımız o güzel anlar, birer birer özlem ve gözyaşı olup akıyor içime.
Çukurca’daydım dün gece, halaya durmuştu yıldızlar. Yedi tanesi gökyüzünde süzgün, yedi tanesi güleç, yedi tanesi umutlu ve onurlu. Utanarak baktım gözlerine, tek tek gülümsediler bana. Bir elvedaydı her şey, gece hüzünlü, gece çaresiz bir karartı içinde... Elimi uzattım, dokundum gidişlerine, gözlerimden usulca yedi damla yaş döküldü.
Değerli yoldaşımız Gulan (Filiz Yerlikaya ) arkadaşımızı 7 Haziran 2002 tarihinde önemli bir çalışma içerisinde hain bir komplo sonucu şahadete ulaştı.
Amedin yiğit evladı Sait yoldaş Amedin Xançepek mahallesinde doğmuş, orada büyümüş. Heval Sait dürüst, bağlı ve içten arkadaşlığıyla, yüreği saf, korkusuz bir genç olarak tanınır, herkes tarafından sevilir ve sayılırdı. Kavgaları sevmezdi ancak arkadaşlarına zarar veren olsaydı, kayıtsızca kavganın ortasına atılır, ölümüne savaşırdı. Kimsenin ezilmesine dayanmaz, izin vermezdi, çünkü ezilmişliği iyi bilirdi.
Bazı gerçekler vardır ki inanmak, kabullenmek istemez yürek, tıpkı silah yoldaşlarının dönüşü olmayan zamansız gidişleri gibi. Bizleri yaşama bağlayan temel değerlerimizden biridir silah yoldaşlığı. Birlikte göğüsleriz en büyük zorlukları, birlikte aşarız en ifadesi zor acıları.
Zağroslar, tarihin en asi ve geçit vermez direniş kalesinin abidesi. İskender’e geçit vermedi, zorbalığa meydan okudu, asırlardır tarihe beşiklik edip evlatlarını yetiştirdi. Ana özgürlük kokan çocuklarına bağlılığı ve sözünü her zaman diliminde tuttu. Çocuklarını büyük bir şevkatle sarıp, tarihin her köşesine damarlarını saldı. Evlatlarını, tarihin değerleriyle büyüttü ve uygarlığın özüyle bütünleştirip özgürlüğe mal etti. Zağrosların silsilesi uygarlığın ana tanrıçasıdır. Nasıl ki Çarçela yaşamın su kaynağıysa, nasıl ki Govendê asiliğin kutsal abidesi ise, Cilo'da kahramanların yıkılmaz kalesi olup savaşçılarını sahiplendi ve evlatlarıyla tek vücut oldu. Bir yılanın süzülüşü gibi, dağların zirvelerinden sessizce akıp bu tarihe karışan Avaşin, sabrını batının sıkılan mermilerinde haykırdı. Govendê batısı Cilo'nun eteklerindeki Geliyê zap deresi, bitimsiz anıların canlı tanığıydı. Her birinde bir anlam, bir tarih ve bir tanıklık vardı. Her birinde bir sanat, bir kültür ve bir birlik vardı. Savaşçılar teker teker yollarını sürdürüp kararlı adımlarla Zağroslara doğru ilerliyorlardı. Şimdi hızlı ilerlemenin sırası gelmişti. Yeni bir zaman yolculuğunda, cilo sessizliğini bozmadan saygı duruşuna geçmişti.
Cilo'nun saygı duruşuna geçişi, Çarçela'nın ilham kaynağını dürtülenmiş yüreğindeki Diyarbakır sevdasının şarkısını evladı Amed için söylemişti. Amed yoldaş zamanı kendi bedeninde durduruyor ve sınırı basmış olduğu adımlarla ortadan kaldırıyordu. Çünkü o sınırı beyninde ve yüreğinde aşmıştı. Çünkü o gerillanın yenilmez birikim tecrübesiydi. Zağros’un vicdanı, yüreği ve beyniydi. Karlı yamaçlar onunla bütünleşmek için adeta yarışa giriyor ve güneşin sıcaklığına kendilerini bırakıp Amed’leşmek istiyorlardı.
Tüm doğa kendi derinliklerinde yol açmış, dağ taş doğanın ahenginde mermer olup önünde sıraya dizilen geçitler gibi selama duruyorlardı. Bütün yollardaki sular ve dereler bir kalbin duruşu gibi dona kalıyordu. Başı dik bir kararlılıkla Amed yoldaşa geçit veriyorlardı. Yaşamın anahtarı çözülmüş, kilitler kırılmış, kapılar sonuna dek büyük özgürlük yolculuğuna hazır bir halde açılmıştı. O gün Amed yoldaş hedefine ulaşmanın mutluluğunu yaşıyordu. Bastığı her bir yerin tozu dumana karışıp, gökyüzünde halaya dururcasına halkalaşıyordu. Doğa mutluluğunu yaşıyordu süslerken tabiatını, reyhanlar kokusuna kavuşuyordu bedenlere sinen güzellikleriyle. Bu güzellik ruhun ve bedenin özgürlük buluşmalarıyla süslenince, Agit yoldaşın diyarıyla bütünleştiriyor ve Botan'ın asi duruşuyla büyüleniyordu. Arazi, susuzluğunu Amed yoldaşın alın terinde gideriyordu. Son geçit bütün yürek ve doğanın bütünleşmesi, özgür ruhun kendi mekanına ulaşmasına sahne olmuştu.
Bir bir bütün yaşadığı olaylar gözünün önünde canlanıyordu. Yıllar ispatlasa da gözler bir türlü inanamıyordu. Bu yolun sonu, başkentin direniş abidelerinde son adımını atmaya çalışıyordu.
Amed yoldaş yüreğinin sesini dinliyor ve yüreğindeki aşkın güzelliğiyle Kürdistanlaşıyordu. Amed de yaşadığı güzel ve hiç unutmayacağı iki yılın aşkı ve gücüydü, onu Botan ve Zağroslara aşık eden. Gerilla hayatını daha çok Zağros ve Botan da yaşamıştı. Amed yoldaş bedeniyle yazılacak olan direniş destanına tanıklık ederken, yeni bir sayfa açmıştı. Başkentten sonra özlemini içinde taşıdığı hasretliliğini, mekanı olan Zağroslara gelerek aşmaya çalışıyordu. Bundandı yüreğindeki sevinci ve coşkusu. Her ne kadar ayaklar yürümek istemese de, dizler kırılmış olsa da, Zağroslara dönmek onun için bambaşka bir anlamdı. Çünkü o Zağrosların dili, yüreği ve beyniydi.
Helwest Partizan
Umudun peşine takılmış çocuklar, sırtlarında taşırlar umudunu bir parça ekmek, ve birazcık tuz gibi. Gezerlerken tüm diyarları bu umut ile gittikleri her yer o umuttan bir parça bırakırlar, kendilerinden bir iz bırakmak için. Yüreğindeki güç ile arşınlarken teker teker toprağı, doğaya salarlar umut ettiklerini ve umut tohumlarını.








