Bedreddin yoldaşımız 1975 yılında Karaman’ın Ermenek ilçesinde Türkmen bir ailede dünyaya geldi. Kendi halinde, fakir ve çiftçi bir ailede Türkmen halk kültürüyle büyüdü.
Bedreddin yoldaşımız çalışkan ve olgun kişiliği sayesinde daha küçükken aile çevresi tarafından sevildi. Sol - sosyalist bilincin etkin olduğu bir çevrede yetişti. Bu şekilde büyümesi Bedreddin yoldaşımızın karakterini, ömrünün sonraki yıllarında yapacağı tercihleri ve bir devrimci olarak yıllarca yürüteceği mücadelesini belirledi. Özellikle çocukken abisinin yakalanıp zindana konulması Bedreddin yoldaşımızı olumsuz etkiledi. İktidarcı devlet mekanizmasının ve bu mekanizmanın başına geçen faşist rejimlerin Türkiye toplumuna nasıl zar ağlattığını bizzat yaşayarak gördü.
Çalışkan ve zeki bir Türkmen genci olan Bedreddin yoldaşımız başarılı bir öğrenci olarak Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi’ne gitti ve iki yıl boyunca okudu. Aydın bir genç olarak aynı zamanda dünya, ülke ve toplum sorunlarına duyarlı yaklaştı, daha derinlikli tanımaya çalıştı ve çözüm yollarına dair kafa yordu. Bu temelde halkların özgürlüğünü ve eşitliğini sağlayacak yegâne ideolojinin sosyalizm olduğunda karar kıldı. Üniversite ortamında yurtsever Kürt arkadaşlarından etkilendi, YCK (Yekîtiya Ciwanên Kurdistan) çalışmalarına katıldı ve Apocu ideoloji ile tanıştı.
Anadolu halkının çok inançlı, çok kültürlü, çok dilli, ortaklaşmacı toplumsallığı içinde bir Türkmen çocuğu olarak büyüdü. Farklı dillere, inançlara, kimliklere ve halkların kardeşliğine düşman olan ulus-devletçi faşizme erken yaşlarda tavır aldı. Bu tavrını yeni yaşama, demokratik ulusa, özgür bir ülkeye dönüştürecek umudu PKK’nin ideolojik, politik ve askeri gücünde gördü. Yürekten karar kıldı ve bu uğurda ne gerekiyorsa inançla, coşkuyla ve en büyük fedakarlıkla yaptı.
Bedreddin yoldaşımız PKK’ye katılımını bir raporunda şu sözlerle dile getirir: ‘’Zaten çevremde sol bir gelenek vardı. Haki Karer ve Kemal Pir gerçekliği beni PKK’ye çekti. PKK’nin silahlı mücadele yürütmesi, yaşamdaki sadeliği beni çekti. Anlayabildiğim oranda sosyalizm yaklaşımı da katılımımı belirleyen husustur. Türkiye ve Kurdistan’a uygulanışı anlamında beni çeken belirgin yöndü.’’
Bedreddin yoldaş bu bilinç ve duygularla Önder Apo’nun yoldaşı, PKK’nin militan kadrosu olmaya karar verdi. 1993 yılında Amed eyaletinde gerilla saflarına katıldı. Amed, Erzurum ve Dêrsîm eyaletlerinde iki yıl boyunca gerilla pratiği yürüttü. 1995’te Dêrsîm’de bir tank pususunda vücudundan şarapnel parçaları alıp yaralandı. 1995 yılının sonlarına doğru da Önderlik sahasına geçti. Önderliği yakından tanımak, Haki ve Kemaller gibi doğru yoldaşlık yapmak ve Önderlik tarzını bizzat gözlemlemek Bedreddin yoldaşımızın devrim yürüyüşünde bir dönüm noktası oldu. Önder Apo, Bedreddin yoldaşımızla yaptığı sözleşisinde onun için bugünü görürcesine; ‘’Toroslar’daki yürüyüşünden bir halk kahramanı daha doğabilir’’ tespitini yapmıştır.
Bedreddin yoldaş, Önderlik’ten anladıklarını, hissettiklerini ve yoldaşın yoldaşı olmayı şu sözlerle ifade eder: ‘’Önderliğe bağlılık, hangi çalışmada olursan ol, anlayabildiğin ve yapabildiğin kadar çalışmaktır. Sürekli daha iyisini yapmak için çaba sahibi olmaktır. Anlama ve yapma gücünü de yeterli görmeyip, geliştirmeyi ve derinleştirmeyi esas almaktır. Ben böyle esas alıyorum. Önderlik, benim için bu mücadelenin başarıya ulaşacağının somut yaşamsal gerçekleşmesidir. Benim, bu mücadele içerisinde sonuna kadar yürüme gücünü aldığımı manevi kuvvettir. En zor zamanlarda Önderliğin koşullarını düşünerek irademin daha da güçlendiğini, geçmiş pratikte hissettim. Azim ve kararlılık gücüdür. Zaten Önderliği hissedemezsem ben bu örgütte yürüyemem. Önderliğin Kemal Pir militanlığı üzerinde bu kadar durması, her arkadaş kadar hatta daha fazla bana sorumluluklar yüklüyor. Bundan böyle bu sorumluluk düzeyini, anladığım kadar, gücümün yettiği kadar yaşama, çalışmalara yansıtmayı esas alacağım. Militanlık ölçümü, ideolojik örgütsel duruşumu bu değerlere göre geliştirmeyi bir ilke olarak esas alacağım. Katacağım güç, alacağım roller de olduğunun bilincindeyim. Ne kendimi ne örgütü, ne de yoldaşları yanıltmayacağım. Bu yaklaşım benim için temel bir ilke olacak. Nerde, hangi çalışma olursa kendimi, doğru örgüt gücü haline getirerek katılacağım.’’
Önderlik sahasında eğitim gördükten sonra 1996 yılında Amanoslara, 1997’de Toroslara geçti. Toroslar’dan Akdeniz’e, oradan da Antalya’ya kadar gerilla açılımı yaptı. Yüzlerce yıllık halk isyanlarının çığlığını bu dağlara bir gerilla olarak taşırdı, mücadele bayraklarını dalgalandırdı, büyük bir özgürlük ve gerilla aşkıyla dağları arşınladı. Gerillacılığı Anadolu’ya taşırma ve büyütme amacı temelinde çok büyük bir irade, sabır, emek ve çabanın sahibi oldu. Bu bölgelerde iki yıl pratik yürüttükten sonra 1999 yılında Amanoslara geri döndü. Önder Apo’nun uluslararası komplo sonucu esir düşmesi, tüm Apocu militanlar gibi Bedreddin yoldaşımızı da en çok zorlayan olay olmuştur. 1999’daki geri çekilme süreciyle birlikte Medya Savunma Alanları’na geçti ve 2003 yılına kadar Qendîl alanında kaldı. Kendi öneri ve ısrarı sonucu 2003 yılında yeniden Amanoslara geçerek 2005 yılına kadar pratik yürüttü. 2006’da Medya Savunma Alanları’na geçerek Mahsum Korkmaz Askeri Akademisi’ne katılıp eğitim gördü. Askeri akademideki dönem yoğunlaşmasını şu sözlerle ifade eder: ‘’HPG, bireye ve bana, disiplin ve ciddiyet boyutuyla olumlu yönler kazandırmıştır. HPG’de olmak, mücadelenin sıcaklığını, hassasiyet gerektiren süreçleri ve nerede nasıl davranılması gerektiğini hissettiriyor. Önderliğin durumunun bizim duruşumuzla direk bağlantılı olduğunu anlayabiliyor insan. Bunları bir HPG’li olarak daha iyi anlayabiliyor ve görebiliyorum. Benim için onurlu bir durumdur.’’
Eğitimden sonra büyük bir iddia, emek, çaba ve fedakarlıkla Xinêre ve Qendîl Eyalet Komutanlıkları’nda yer aldı. Zengin mücadele tecrübelerini dervişane yaşam tarzı, komünal kişiliği, samimi yoldaşlığı ve tüm içtenliğiyle yoldaşlarına aktardı. Bir savaşçı olarak başladığı gerillacılık yaşamını manga (tim) ve takım komutanlığından, bölge ve eyalet komutanlığı düzeyine kadar hep sorumluluk üstlenerek başarılarla sürdürdü. Yüksek cesareti ve eylemci kişiliğiyle yıllarca birçok eylemde yer almış, eylem planlamış ve koordine etmiştir. Başarılı pratiklerinden ötürü ödül aldı. Toplum, insan ve yaşam aşkıyla dolu olan Bedreddin yoldaş, savaşa dair fikirlerini şöyle tanımlar: ‘’Savaş; istenilmemesine rağmen, zorunlu kalındığı için en iyi uygulanması gereken bir mücadele yöntemidir. Dağlar da bu mücadele yönteminin kabesidir. Yönünü kıbleye dönmeyen Müslüman’ın ibadeti geçerli olmaz. Bizde de ruhunda ve yüreğinde dağ bilinci olmayan mücadele edemez. Kin, intikam ve nefret de mücadele etmenin duygu boyutudur. Bu duygulardan kopuk bilinç, düşmanını tanıyamaz ve uzun süreli mücadele edemez. Ama bu duygular düşünceden, ideolojiden kopuksa en sonunda bireyi ve örgütü vurur. Böyle kontrollü kullanılması gereken duygulardır. Bu konularda netim ve mücadele için en temel noktalardır.’’
2012 yılında PKK Ocağı’nda yaşadığı güçlü yoğunlaşmalardan sonra Devrimci Halk Savaşı sürecini etkin bir şekilde pratikleştirmek için Amanos Saha Komutanlığı üyesi olarak Amanoslara geçti. Mücadele pratiğinin ortaya çıkardığı ihtiyaçlar temelinde daha sonra saha komutanı olarak görev üstlendi ve şehadete ulaştığı 17 Ekim 2020 gününe kadar da Amanos sahasını en başarılı şekilde koordine etti, etkili ve sürekli eylemlerle soykırımcı faşist rejimin yüreğine korku saldı. Gerillacılıktaki yetkinliği ve inisiyatifli öncülüğüyle sadece bilinen alanlarda etkinlik oluşturmakla kalmadı yeni açılımlarla gerillayı çok geniş alanlara taşırdı. Gerillacılık onda yaşam tutkusu, aşkı ve heyecanıydı. Gerillaya dayanarak halkların umudunu diri tutma, özgürlük arayışlarına yön verme, faşizm karşısında cesaretlendirme, ortak mücadeleyi büyütme Bedreddin yoldaşta bir inanç, bilinç ve pratik duruştu. Bu konuda Önder Apo felsefesine, programına ve Devrimci Halk Savaşı stratejisine Hakice, Kemalce bir bilinç ve inançla bağlıydı. Haki Karer’in emekçiliğini, Kemal Pir’in direnişçiliğini ruh edinmiş, karakteri haline getirmişti. Bu anlamda Önder Apo’nun gerçek bir militanı ve hakiki yoldaşıydı. Önderliğin felsefesi, fikriyatı, paradigması onda sonsuz yaşam sevinci ve enerji kaynağıydı. Önderlik paradigmasının geliştiği yıllarda coşkuyla, heyecanla, tarihi bilinç ve sorumlulukla verili kişilik gerçeğini kapsamlı çözümlemelerden geçirdi. Öz eleştirel yoğunlaşmayla kişiliğini, zihniyetini, bilincini demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigma temelinde yeniden yapılandırdı. Bu anlamda denilebilir ki, Bedreddin arkadaş PKK’nin sadece politik amaçlarına katılan biri değil ideolojik çizgisine, felsefesine, paradigmasına katılan, buna göre yoğunlaşan, bu ciddiyetle yaklaşan bir yoldaşımız ve öncü komutanımızdı. Dolayısıyla Kadın Özgürlük Çizgisi’nin samimi bir yoldaşı, inançlı bir militanı, heyecanlı bir öğrencisiydi.
Bedreddin yoldaş, PKK içinde geçirdiği 27 yıl boyunca yoldaşlık ve militanlık ölçüleri ile Apocu çizgiden asla taviz vermedi. Kesintisiz olarak Kurdistan ve Türkiye dağlarında gerillacılıkla geçen bu 27 yılın her anına halkların özgürlüğüne adanmış bir yaşam ahlakı, devrimciliği ve fedailiği sığdırdı. O Şeyh Bedreddinlerden PKK’ye uzanan halkların adil, eşit ve özgür yaşaması uğruna kurulan ortak amacın, inancın, ruhun ve bilincin köprüsü oldu. Torlak Kemal’in, Börklüce Mustafa’nın hayallerini gerçekleştirmek için PKK bayrağına sarıldı, en önde durarak bu bayrağı durmadan yükseltti. Bedreddin Amanos yoldaş Türkmen halkının baş eğmeyen, zulme karşı binyıllardır direnen, egemenle, zalimle bir olmayan öz kültüründen beslendi ve bu soylu kültüre sahip çıktı. Bunun için adını aldığı Şeyh Bedreddin Simâvî gibi padişahların fermanlarına değil dağların özgürleştirici çağrısına kulak verdi, dağlara dayanarak saltanat düzenleriyle savaştı. 27 yıllık gerilla yaşamında Amed, Dêrsîm, Amanos, Toros, Zagros ve daha nice dağları mesken eyledi, ter döktü, emek ve inançla buralarda özgürlük temelindeki yeni yaşamı ördü.
Türkiye halklarının devrimci evladı, PKK’li militan ve HPG’nin sorumlu komutanı olarak hayatını adadığı, büyük emekler verdiği ve uğrunda kanını dökerek ölümsüzleştiği özgürlük mücadelemizi mutlaka zaferle sonuçlandıracağız. Böylece Şeyh Bedreddin’den Karamanlı Türkmen Bedreddin’e kadar zulme başkaldıran, bu uğurda can veren tüm hakikat arayışçılarının ve özgürlük savaşçılarının takipçisi olup hayallerini gerçekleştireceğiz. Yoldaşları olarak söz veriyoruz ki; ölümsüz enternasyonalist komutanımız Bedreddin yoldaşın kanı yerde kalmayacak, özlemi olan Demokratik Türkiye Özgür Kurdistan programı, mücadelemizin kesinleşen zaferi olacaktır. Türkiye’de, Kurdistan’da ve tüm Ortadoğu’da özgürlük kazanacak, halklar kazanacak ve insanlık kazanacaktır. Bedreddin Amanos yoldaşımız şahsında verdiğimiz bu söz temelinde ailesi başta olmak üzere zulüm düzenine teslim olmayan Türkiye ve Kurdistan halkına baş sağlığı diliyoruz.
16 Ekim 2022
HPG Basın İrtibat Merkezi





